Merhaba dostlarım..
Oldukça az olduğunuzu biliyorum.. hatta belkim bu yazıyı kaç günleeer sonra okuyacaksınız bilemiyorum bile…
Olsun..
Dün ne yaptım biliyor musunuz; çok hüzünlendim..
Bu koca; kozmopolit, dejenere olmuş, duyguları sömürülmüş, hüzünlenmeyi unutmuş şehirde hüzünlenebildim.. Nasıl mı..
Gagıl Earth yüzünden.. Continue reading »
written by Sofistikist
\\ tags: çocukluğum, erzincan, erzurum
Birbirini tanımayan iki insan nasıl ve neden kavga eder diye hayretle sorduğum zamanlardı. Tam da o sıralarda sorduğum bu sorunun cevabı bana öyle bir olay yaşayarak gördüm ki, insanlığın temelindeki “sorunu” hiçbir kötü niyet ve kötü adam kullanmaksızın.. sadece “ama” bağlaçlarıyla bütün bu kötülüklere varma yolunu bulabildim, adeta bir labirent oyunu oynar gibi..
Öğrencilik yıllarımdan birinin bir Ramazan günüydü; yoğun, yorgun ve tabi ki aç.. Saygıdeğer ve hürmetli bir abimin arabasında Sakarya’nın en kalabalık caddesinde sağa çekmiş beklerken, Mesut abi yapması gereken çok önemli bir işi yapmadığını dehşetle birlikte farkedip “eyvahh..” çekerek belki yetişebilirim diyerek arabadan hızla inerken, “sen arabayı hallet” deyiverdi. İşte ne olduysa bundan sonra oldu..
Continue reading »
written by Sofistikist