|
Eki
19
|
Gün, bunaltıcı yaz günlerinden bir gün,
Saat, öğlen sıcağı..
Biryere gitmek için metrobüse bindim fakat insanlar sıcaktan iyice gevşemiş ve yayılmış, şöförün hemen arkasındaki koltukların arasındaki koridor’a set çekmiş gibi duran insana benzeyen varlığı geçmem gerekiyordu fakat böyleleriyle hiç muhatap olmayı istemem, trafikte de böyleyimdir, eğer dengesiz dengesiz, bir başkasının önüne küt diye kırıp hem yolunu gasbeden hem de tehlikeye sokanlarla hiç uğraşmam, hiç kızma emareleri göstermem.. tabi normalde herkes böyledir fakat ben önceden çok fena kızdığım, neredeyse arabayla tepesine çıkmaya çalıştığım için bu halim benim haber değeri olan bir mevzu..
Vel hasıl bu herifle de muhatap olmayı istemedim ve yanından biraz kıvrılarak geçip gittim.. bir yandan kulağımda müzik dinlerken adamın bana doğru bakıp birşey söylediğini farkettim, fakat kulağımda müzik olduğu için anlayamadım ve kulaklığı çıkarırken “efendim?” dedim, adam söylediğini tekrarladı: “Ayağıma bastığın için özür dilerim.”. Ben sadece içinde geçen bir “özür”den başka birşey anlamadım çünkü tam olarak kulaklığımı çıkarmamıştım.. ama yine de baktım özür dilediği için geçiştirdim, “kim bilir ne saçmalıyordur” diye içimden geçirerek “önemli değil, önemli değil..” diye tekrarladım ama adam bana bakmaya devam ediyordu ve bundan başka birşey söylemediğimi görünce “.. hala özür dilemiyorsun!” dedi.. şaşırdım.. “ya ne diyorsunuz Allah aşkına?” dedim.. Adam bu sefer “ayağıma bastın ve hala özür dilemiyorsun.” dedi, ben bu sefer garip bir şekilde patladım, “tamam özür dilerim, öyle söylesene, Niye bastığım için özür diliyorum falan diyorsun birader, desene “dikkatli ol” diye, ne imalı imalı laflar ediyorsun! tövbe estağfurullaah..” dedim ama sıcağın, müziğin ve uyuz bir tipe bakıyor olmanın verdiği gerginlik birden gitti.. etrafımda herkes bana bakıyor olsa da, bu hiç umrumda değildi..
Neden insanlar herkesin kendisine garezi olduğunu düşürler diye düşünüyordum, kendi kendime şu sonuca vardım, “Dünya’nın kendi etrafında döndüğünü zannettikleri için..”
Bir türlü normal insan olmayı kabul edemiyorlar.. Hep üstleri oynamaya çalışıyorlar..
Ben de normal olmayı kabul etmem hiçbir zaman, ama benimki görünüş ve sosyal statü olarak anormal olmaya çalışmak değil, tamamen kafa olarak, herkeste olup da farklı olmak benimkisi.. sofistikistlik oradan geliyor.. Bedava mı sandın para verip aldım değil yani…
çüüz..
Ekim 20th, 2009 at 14:45
İnsana benzer varlık …enteresan ben de onlara bazen rastlıyordum ama isimlerini bilemiyordum
Çok ayıp yani adamın ayağını ez bir de pişkin pişkin adama bağır ne insanlar var ya hu şu ülkede:P Bide kendini haklı göstermek için konuyla ilgili post yaz oooohh ne alaaa ne alaaaa:P Kulaklığı tam olarak çıkarma zahmetinde bile bulunmamışsın helal valla ”ayağı ezilmiş gariban bi insana’’saygın bu kadar mı senin:)))) cıks cıks cıks
not:kalemi 0.7 ve gayet iyi..yolun açık ola..
Ekim 20th, 2009 at 15:49
Yahu basmadım demiyorum, özür dilememi istiyorduysa onu da yaptım zaten olayı anlar anlamaz.. Patlama daha sonra oldu zaten.. Ne yani, öyle deyince ayak üstü ıslah mı etti beni yani!?
Böyle olaylarla malesef o kadar sık karşılaşıyorum ki, başka bir tanesi de, şişhane’nin dapdaracık sokaklarında yine öğlen trafiğinde iyice sıkışık vaziyette 3 arabanın yan yana arabanın ancak sığdığı sokakta yapabildiğim en iyi şekilde park etmeye çalıştım, solumdan geçen arabalar ancak geçebiliyorlardı, ama deyyus kodomanın bir tanesi geldi geçemedi! kornaya bastı, ben de azıcık daha sağa kayayım derken bizim arabanın sol arka tamponu, bu deyyusun tam sağa kırmış vaziyette olan ön sağ lastiğine çarptı, tabi ilk anda arabaya vurdum zannettim şaşkın vaziyette çünkü orası bizim deyimimizle “kurtarıyordu” yani vurmaması gerekirdi bu herif tekeri çıkarabildiği kadar çıkarmasaydı… vel hasıl adam indi böğürmeye başladı, “vay arkadaş, baka baka nasıl vuruyorsun..” falan filan.. ben hiç “vurmadım” muhabbeti yapmadım, “hem herkesin geçtiği yerden geçemiyorsun, hem de laf söylüyorsun” da demedim…. “ne bağırıyorsun, zararın neyse yaptırırız.” dedim!!… Son model gıcır arabası olan adama “kaç kuruşluk adamsın” gibi bir cevap verince sustu kaldı.. felan falan yaaa.. ele işte.. bunlar adamı hasta eder de, çekiyoruz işte..
Ekim 20th, 2009 at 16:32
vay bee daha bu gün bloğumdaki yazımda da belirttim”kaç paralık adamsın ”diyemiyecem bu hayatta diye:))Demek öyle ha adama ”kaç kuruşluk adamsın”dedin hayretler içerisindeyim vay bee:))
Ekim 20th, 2009 at 17:54
Öyle demedim sayın DBP, “kaç paraysa öderiz” dedim.. Bu abartmalar, birinin sırtına vurarak canını çıkarır gibi “helal olsun” demek mi yoksa dalga geçmek mi çözemedim..
Ekim 20th, 2009 at 22:28
Nasıl bakarsanız öyle görürsünüz nasıl görürseniz öyle düşünürsünüz:) gmailde şaka yapmayacam dedim senin bloğunda ciddi olacam dememiştim:P neyse kural bu ortamda da geçerli olmalıysa onuda yaparız
Ekim 21st, 2009 at 14:39
Umarım dalga geçmek için değildir diye temenna ettim sadece… Siz istediğiniz gibi davranın Sayın DBP başkanım, size karışacak yürek bizde nerde!?…
Ekim 23rd, 2009 at 15:35
burada bir enaniyet söz konusu olabilirmi?…sonuçta bir “afedersiniz” ya “özür dilerim” gerekirdi…bu adab-ı muaşerettendir…
Ekim 23rd, 2009 at 17:15
asıl mesele olayı anlatma biçimi ve benim bu anlatmadan dolayı bunu anlayamayışım!.. “ayağıma bastınız, biraz daha dikkat ederseniz sevinirim” veya “eder misiniz” diyebilirdi… hatta “önüne bak lan” deseydi bile sonrasında ne olacağını bilemesem de, durumu anlamış olurdum.. KALDI Kİ, zaten ben durumu anladığım ilk anda özrümü ifade ettim. Sanırım ayak direttiğimi falan düşündünüz??
Ekim 23rd, 2009 at 18:36
şimdi daha iyi anladım…adamın uyarması da kabaca tabi ama…öylelerine karşı; onlara insaniyetliği göstermek için, onların davranış biçimlerinden farklı davranmak gerekir.tabi öfkemize ve nefsimize galip gelebilirsek:)